Ocean Protocol

Kripto Türkiye
9 min readDec 7, 2021

--

Modern toplum veri üzerine inşa edilmiştir. Güncel teknolojik gelişmelerin neredeyse hepsinin veri temelli olması bunun bir göstergesi. Ancak veri gücünün çoğu, gücü ve kaynakları ancak dünya sınırlarıyla ölçülebilecek büyüklükteki şirketlerin ellerinde. Facebook, Google, Windows gibi bu büyük şirketler verdikleri ücretsiz hizmetler karşılığında verilerimizi elde ediyorlar ve bunları paylaşmaya hiç de niyetleri yok. Burada sormamız gereken iki soru var:

1- Verilerimiz duygularımızı, düşüncelerimizi ve hatta seçimlerimizi manipüle etmek için verilerimizi toplayan büyük şirketler tarafından aleyhimize kullanılabilir mi?
2- Böylesine büyük verilerin tek bir merkezde toplanması veri hırsızlığı tehdidini artırmıyor mu?

Spoiler, iki sorunun cevabı da evet. Facebook’un topladığı kişisel verileri Amerika’daki başkanlık seçimi propagandası için kişiselleştirilmiş reklamlar hazırlamak üzere satışa çıkardığı bir sır değil ve veri hırsızlığı da artık görünce çok da önemsemediğimiz sızıntı haberleriyle kamuya mal olmuş durumda. Peki bu duruma karşı yapılabilecek bir şey yok mu, çözüm nedir? İşte bu da bizi incelememizin konusu Ocean Protocol’e getiriyor.

Kripto Türkiye’den herkese merhabalar. Baştan belirtelim bu gerçekten uzun ve detaylı bir inceleme olacak. Lafı fazla uzatmadan veri alanında çığır açan bu projenin detaylarına gelin hep birlikte dalalım.

Ocean Protocol, merkezi veri toplama sistemlerinin dışına çıkarak kullanıcılarına merkeziyetsiz bir alternatif sunan, blokzincir üzerinde veri paylaşımının güvenli ve gizli bir biçimde gerçekleşmesini sağlayan bir oluşum. Bitcoin’in finans alanında yarattığı etkiyi veri alanında yaratmak için güvene ihtiyaç duymayan, merkezsiz ve eşitlikçi bir platform sunuyor. Yalnız veri toplama ve paylaşımı yöntemlerine getirdiği çözümlerle de kalmıyor Ocean Protocol, blokzincir ve web3 dünyasına da pek çok şey katmayı amaçlıyor. Bu hususların hepsine sırayla değineceğiz ancak önce Ocean Protocol’ün temelinde bulunan “datatoken” kavramıyla başlayalım.

Datatoken

Ocean Protocol’de akıllı kontratlarının temelinde bulunan, sistemin tutarlı ve sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlayan ana aktör datatokenlerdir. Datatokenler sistem üzerinde veri hizmeti almak isteyen herkes için verilecek servise özel olarak oluşturulur ve eşsizdir. Finans sisteminden alışık olduğumuz şifreleme yöntemini kullanarak verinin kullanıcıya özgü olmasına olanak sağlarken mükerrer erişimlerin da önüne geçer.

Datatoken deyince aklımıza finansal bir varlık gelmesin, datatokenler ekonomik değeri olan tokenlerden tamamen farklı olarak sistemin işlevsel ve verimli çalışması için rol oynayan blokzincir ve DeFi araçlarını birbirine bağlayamaya yarayan yapıtaşlarıdır. Bu yapıtaşları birbiriyle birleşip farklı unsurlar oluşturmak konusunda öyle maharetli ki Ocean Protocol, datatokenleri “Veri Legoları” olarak da adlandırıyor. Datatokenleri kullanarak veri cüzdanları oluşturabilir, veri piyasaları kurabilir, veriyi temel alan otonom sistemler inşa edebilirsiniz. Ayrıca tüm bunları elinizdeki veriyi zincir üzerine kaydetmeden yalnızca erişim izni kontrollerini düzenleyerek gerçekleştirebilirsiniz.

Ocean Protocol yarattığı sistemle maharetli eller için veri alanında istediği yapıyı oluşturabilecekleri mükemmel bir alet takımı sunuyor.

Ocean Marketplace: Tüm Veri Ekosistemi İçin Erişilebilir Bir Pazaryeri

Ocean Protocol yalnızca kendisinin hizmet sunacağı bir oluşumun peşinde değil. Böyle olsaydı yerine geçmeyi planladığı sistemlerden çok da farklı olmazdı herhalde. Ocean Protocol oluşturduğu sistemle basit kullanıcılardan tutun devletlere kadar büyük bir kümeyi içerisine alan bir kullanıcı havuzuna hitap etmeyi amaçlıyor. Tamamen otonom olması planlanan sistemde denetim yapay zeka tarafından yürütülüyor ve yine yapay zeka algoritmalarıyla verilere biçilecek değer otomatik olarak belirleniyor.

Ocean Protocol kendisini herhangi bir zincir üzerinde bir oluşum olarak görmek yerine her türlü zincire uygulanabilir işlevli bir alet çantası olarak tanımlıyor. 2017 yılında yolculuğuna Ethereum ekosisteminde başlayan Ocean Protocol, 2021 yılı aralık ayı itibariyle Polygon, Moonbeam ve Binance Smart Chain üzerinde de hizmet veriyor. Her bir zincir arası kurduğu köprülerle eş zamanlı güncellenen bir market sistemine de sahipler. Böylelikle bulundukları zincirin kaderinden bağımsız bir şekilde blokzincir teknolojisindeki en büyük sorunlardan erişilebilirlik sorununa çözüm bularak emin adımlarla gelişimlerini sürdürüyorlar.

Ocean Protocol oluşturduğu pazaryerleri ile gözetim altında olmadan, merkeze ihtiyaç duymadan, gizliliği koruyarak, otonom ve kusursuz işleyen bir sistem üzerinde eşitlikçi ve adil bir veri paylaşım alanı kurmayı amaçlıyor. Bu amaçları doğrultusunda da dünyanın devasa şirketlerini hatta devletler bazında oluşumları kendileriyle çalışmaya ikna etmiş durumdalar. Normalde blokzincir ekosisteminde yer alan projelerin zincir dışı oluşumlarla iş birliği yaptığına çok şahit olmayız ancak Ocean Protocol için durum çok farklı.

Ocean Protocol’ün tüm dünyada dikkatleri üstüne çekmesine sebep olan ilk anlaşması Daimler-Mercedes Benz ile yaptığı otonom araç veri tabanına yönelik iş birliği oldu. Bunun dışında otomotiv sektöründe çok büyük ortaklıklara sahipler. Ulaşım sektöründe blokzincir tabanlı akıllı araçlar geliştirme amacında olan MOBI oluşumuyla da iş birliği halindeler. Bu oluşumu daha önce duymamış olabilirsiniz ancak içerisinde BMW, Bosch, Amazon Web Service ve Accenture gibi sektörünün önde gelen büyük firmaları yer alıyor.

Ulaşım sektörünün yanı sıra sağlık sektöründe de büyük aktörlerle iş birlikleri mevcut. Johnson & Johnson, Unilever, Aviva ve Rosch gibi büyük şirketlerle verilerin güvenilir biçimde paylaşılmasının sağlanması yolunda işbirliği kurdular. Tüm bunların yanı sıra birçok farklı sektörde büyük anlaşmalara sahipler. Öyle ki bazı noktalarda bu anlaşmalar şirketlerden bile büyük.

Ocean Protocol’ün hitap etmek istediği kitlenin veri sahibi olan her oluşum olduğunu başta da belirtmiştik. Bu noktada Ocean’ın hükümetler ve uluslararası oluşumlar bazında anlaşmalar yaptığını da belirtmemiz gerek. İlk zamanlarından bu yana Singapur hükümeti ile çalışıyorlar. Ayrıca Avrupa’da verinin güvenli bir şekilde paylaşılmasını amaçlayan GAIA-X projesinin de ana yürütücüsü konumundalar. Tüm bunların yanı sıra veri meselesinin ele alındığı neredeyse her Birleşmiş Milletler toplantısında da güvenli bir depolama ve dağıtım hizmeti olarak Ocean Protocol’ün ismi zikrediliyor. Ek olarak Dünya Ekonomik Forumu tarafından da teknoloji öncüsü ödülüne layık görüldüler.

Tüm bunları söyledikten sonra bir şeyi vurgulamamız gerekiyor. Hiçbir kripto projesinde göremeyeceğimiz derecede büyük ortaklıklar barındırmaları günümüz dünyasının vazgeçilmez bir değeri olan veri alanında ne kadar büyük bir iş yaptıklarının bir kanıtı. Büyük aktörler Ocean Protocol’ün parlak geleceğinin bir parçası olmak adına şimdiden yerlerini almış durumdalar.
Şimdi biraz da projenin finansal yapısından ve büyüme modelinden bahsedelim.

Ocean Token ve İşlevleri

Ocean Protocol ekosisteminde gerçekleştireceğiniz her türlü işlem için Ocean token kullanıyorsunuz. Bu tokeni elinizde bulundurmanın belirli faydaları mevcut.

  • Belirli bir miktar Ocean stake etmeniz halinde hem işlem ücretlerinden kar ediyorsunuz hem de hem de stake ettiğiniz miktarın belirli bir yüzdesini kadar Ocean kazanıyorsunuz.
  • Ocean aynı zamanda bir yönetim tokeni. Aktif bir yönetim şeması izleyen Ocean Protocol’ün topluluk detaylarından OceanDAO başlığında bahsedeceğiz.

Büyüme Modeli

Ocean Protocol’ün temel hedefi yıllık ölçülebilir büyüme rakamlarını sürekli 1’in üzerinde tutmak ve bunu da “kartopu etkisi” adını verdikleri sistemin kendini besleyerek büyüttüğü bir projeyle sağlamayı amaçlıyorlar. Bu projenin temelinde benimsedikleri uzun token salınım süreci var. Token salınımı her yıl azalan bir eğriyle 2070’li yıllara kadar sürecek. Bu uzun salınım sürecinde çalışanlarını ve geliştiricilerini sürekli görev ve büyüme bazında ödüllendireceklerini, bunun da sistem içerisinde büyük bir teşvik oluşturacağını ve biriken bir etkiyle sistemin büyümesini sağlayacağını söylüyorlar. Ocean Protocol bu akıllıca plan dahilinde topluluğuyla birlikte büyüyecek müthiş bir potansiyel ortaya çıkarıyor.

Ayrıca büyüme bahsinde değinilmesi gereken önemli bir konu da ağ ödülleri. Sistem içerisinde elde edilecek gelirlerin %51’lik kısmı ağ ödüllerine ayrılmış. Bu ağ ödülleri ekosisteme katkıda bulunan herkese ödül olarak dağıtılacak. Ayrıca ödüllerin dağılımı noktasında da yarıya düşme süresi 10 yıl olarak belirlenmiş. Topluluğun yarattığı değer arttıkça ödüllerin artacağı ve artan ödüllerin de topluluğun niceliğinde artış sağlayacağı bir gerçek. İşte kartopu etkisinin bir diğer anlamı da burada karşımıza çıkıyor.
Son olarak bu başlıkta yakma mekanizmasından da söz etmemiz gerek. Ocean Protocol, elde edilen ağ gelirlerinin yüzde 5’i ile dolaşımdaki OCEAN tokenlerini satın alacağını ve yakacağını belirtiyor. Bu da zaman içerisinde token değerinde yukarı yönlü bir fiyat baskısı oluşturarak ekosistemin büyümesine destek olacaktır.

Ocean DAO

Devamlılığı olan ve gerçek bir merkeziyetsiz yapı kurmayı amaçlayan her proje gibi Ocean Protocol’de DAO entegrasyonlarıyla sistemlerini tamamen otonom hale getirmeyi amaçlıyor. Şimdiden veri marketini otonom bir şekilde çalıştırmak adına verilerin yapay zeka denetiminde olması ve otonom fiyat belirleme sistemiyle önemli adımlar attılar. 2020 Aralık ayında ilk DAO entegrasyonlarını gerçekleştirdiler ve şimdiye dek alışıldık DAO deneyiminin dışında eklentiler de sunuyorlar. Bu noktada yönetim sistemi ve topluluğa değinelim.

Ocean Protocol topluluğu, hibe verilecek projeleri belirli aralıklarla yaptığı toplantılarda oylama yoluyla seçiyor. Herkes Ocean Protocol web sitesindeki formu doldurarak teklif verebiliyor. Ancak bu teklifin toplantılarda dikkate alınması için teklif sahibinin hesabında 500 Ocean token bulunması gerekli. Topluluk oylamasında her bir Ocean 1 oya karşılık geliyor. Ancak bu sistemde oylamalar temel düzeyde evet hayır şıklarıyla gerçekleşmiyor. Katılımcılar oylarını belirli teklifler altında yüzdelere bölüştürebiliyor ve sonuca daha etkili bir şekilde destek olabiliyorlar. Sonuçta %51’lik desteği elde eden projeye Ocean Protocol tarafından hibe veriliyor. Ancak bu bahsi bitirmeden önce oylama sistemine dahil edilen inanç mekanizmasına değinmekte fayda var.

Conviction Voting

OceanDAO sisteminde verilen oylar oylama sonuna kadar istenilen an değiştirilebilir. Ancak değişikliklerin oy manipülasyonu etkisi yaratmaması adına “conviction voting” adı verilen inancın ve kararlılığın etkili olduğu bir sistem devreye sokulmuş. Bu sistemde oylarını veren kullanıcılar tercihlerini değiştirmedikçe verdikleri oyların ağırlığı artıyor. Sistem inançlı ve kararlı oyların sonuca daha etkili olmasını istiyor. Peki oyunuzu değiştirirseniz ne olur? Bu noktada da önceki oyunuzun etkisi hemen silinmiyor, değiştirdiğiniz seçenekteki inanç ağırlığınız zamanla azalıyor ve geçen süre içerisinde önceki şıkka yaptığınız etki tamamen kayboluyor. Bunu bir benzetmeyle açıklarsak:

Oy veren her kullanıcı tercih ettiği şıkkın karşısına bir kova koyar ve bu tercihine sadık kaldıkça kova suyla dolana kadar yaptığı tercihe inanç katsayısı eklenir. Eğer bu kişi tercihini değiştirirse önceki tercihin karşısında bulunan kova hemen kaldırılmaz bunun yerine kovanın altında bir delik açılır. Kova içerisindeki tüm su boşalana dek kova oradan kaldırılmaz ve inanç katsayısının oylamaya etkisi bir anda değil zaman içerisinde yok olur.
Peki bu sistemin getirdiği fayda nedir? Bu yolla büyük Ocean token sahiplerinin sistemi anlık olarak manipüle etmesinin önüne geçmekle birlikte katılımcıların oy verme kararı üzerinde daha çok düşünmesini sağlanarak sağlıklı bir seçim süreci oluşturmak adına önemli adımlar atılıyor.
Şimdi gelin bir de Token Ekonomisi şemalarına bakalım.

Token Ekonomisi

İncelememizin önceki başlıklarında kartopu etkisiyle birlikte token salınımının uzun bir sürede olacağını belirtmiştik. Projenin temelinde sürdürülebilirlik amacı yatıyor ve Ocean Protocol her tasarısında sürdürülebilir olmak adına adım atıyor. Bunu token şemalarında da görüyoruz.

Ocean Protocol sınırlı sayıda token olacağını ve bu sayının 1,4 milyar Ocean olacağını belirtiyor. Ancak bu miktarın tamamı belirttiğimiz üzere 2070’li yıllara kadar dolaşıma girmeyecek. Mevcut durumda 434 milyon Ocean token dolaşımda. 2022 yılı itibariyle dolaşıma girecek tokenler yalnızca ağ ödülleri kapsamında olacak. 2017 yılından bu yana dolaşımda olan tokenlerin büyük çoğunluğu takıma, sisteme ve ilk alıcılara ayrılmıştı. Ancak 2022 yılı itibariyle tamamen ödül odaklı bir token salınımı izleyecekler ve bunun büyümelerine devasa bir etkisi olabilir.

Bu noktada böylesine büyük projenin geçen yıllar içerisinde neden büyük değer kazanmadığı sorusu akla gelebilir. Buna sebep olan temel etken token salınımının yarattığı enflasyon. Ağın ilk yılında büyük orandaki salınım ile enflasyon %104’ler civarında iken büyük salınımlar geride kaldığı için güncel olarak bu rakamlar %17-21 civarında seyrediyor. Gelinen noktada salınımın tek kaynağı ağ ödülleri olacağı için enflasyonun büyük oranda düşeceği ve 2024 yılında %5,9 seviyelerinde olacağı öngörülüyor. Bu da projenin değerlenme fazına eriştiğini bize gösteren başkaca bir veri.

Son olarak projenin market capinin 447 milyon dolar civarında olduğunu da belirtelim.

Daha fazla detaya ulaşmak için https://oceanprotocol.com/token adresini ziyaret edebilirsiniz.

Yol Haritası

Az söz verip çok iş başarmak amacında olan Ocean Protocol 2017 yılından günümüze dek belirledikleri hedeflerin hepsine ulaştı. Bu sene içerisinde çoklu zincir üzerinde bulunma hedeflerini gerçekleştirdiler ve Compute-to-Data sistemini faaliyete geçirerek ekosistemlerine büyük değer kattılar. Bu çeyrekte herhangi bir fiat paraya endeksli olmayan sabit bir değer çıkarmak peşindeler. Bununla ilgili çok yakında açıklama gelecektir. Şu an yalnızca 2022’nin ilk çeyreği ile ilgili planlarına erişebiliyoruz. Ancak gelecek hakkındaki temel planları yıllardır aynı:

  • Daha fazla zincir üzerinde,
  • Daha fazla ağ tarafından desteklenerek,
  • OceanDAO yardımıyla merkeziyetsizliği güçlendirerek,
    Sürdürülebilir bir yapı oluşturmak niyetindeler.

Özellikle 2022 yılı sonuna dek merkezi olmaktan tamamen uzaklaşma hedefleri çok önemli. Daha fazla detaya erişmek için https://oceanprotocol.com/technology/roadmap adresini ziyaret edebilirsiniz.

Takım

Takımın tüm üyelerine değinmek mümkün olmasa da projenin temelinde yer alan iki insandan kısaca bahsetmemiz gerek.

Kuruculardan Bruce Pon’un otomotiv sektörüyle büyük bir bağı var. 5 yıl boyunca Daimler-Mercedes Benz için 6 yıl ise Accenture için çalışmış. Ayrıca blokzincir alanında kurucusu olduğu Ocean Protocol dışında iki şirket daha var: BigChain DB, Ascribe.io.

Trent McConaghy, 90’lı yıllardan itibaren yapay zeka alanında çalışmalar yürütüyor ve bu alanda doktoraya sahip. Yapay zeka alanında birçok şirket kurmuş ve dünya devi birçok firmayla çalışmış bir insan. Ocean Protocol için yazdığı makalelerde de proje detaylarını anlatmaktan çok öte bir iş yapıyor. Alana ve ekosisteme hakimiyetini görebileceğiniz makalelerine göz atmanızı tavsiye ederiz. Özellikle web3 oluşumlarının sürdürülebilirliği hakkında çok şahane bir makalesi var. Bu incelemenin oluşmasındaki en önemli kaynak da Trent abimizin makaleleri oldu.

Kuruculardan bahsettik ancak bahsettiğimiz dışında da çok büyük bir ekibe sahipler. Ekip üyelerini Linkedin üzerinden incelemenizi tavsiye ederiz. Hepsi alanında öne çıkan tecrübeli isimler. Tüm takıma ayrıca https://oceanprotocol.com/about adresinden de ulaşılabilir.

Danışmanlar

Ocean Protocol farklı konularda akademik uzmanlığa sahip geniş bir danışman kadrosuna sahip. Enerji sektöründen marketinge, veri biliminden yapay zekaya kadar uzanan bu uzmanlık spektrumu Ocean Protocol’ün geniş vizyonunu da yansıtıyor.

İş Ortakları

Ocean Protocol’ün birçok anlaşmasından inceleme içerisinde bahsetmiştik ancak şimdi genel olarak büyük resme bakalım. Her geçen gün büyüyen bir destekçi kitlesine sahipler. Özellikle çoklu platform ve uyumluluk hedefleri dolayısıyla sürekli büyük anlaşmalar gerçekleştiriyorlar.

Detay isteyenler için tüm işbirlikçilere linkten ulaşılabilir: https://oceanprotocol.com/collaborators

Sosyal Medya

Twitter’da 136 bin civarında takipçileri bulunuyor ve ana duyuru kanalı olarak da bu adresi tercih ediyorlar. Bunun yanı sıra Telegram kanallarında 11 bin takipçiye sahipler.

Sonuç

Ocean Protocol web3 ve blokzincir teknolojisinin veri alanında uygulayıcısı olarak öne çıkıyor. Getirdikleri güvene ihtiyaç duymayan, merkeziyetsiz ve kullanıcı odaklı yapıyla dünya verilerinin daha adil ve eşitlikçi bir biçimde paylaşılması yolunda büyük adımlar atıyorlar. Veri pazarı her geçen yıl katlanarak büyüyen bir pazar. Ocean Protocol yarattığı ağ ve araçlar ile geleceğin dünyasında veri ekosisteminin üzerine inşa edileceği zemin olmaya en büyük aday. Datatoken gibi işlevsel bir araç üzerine inşa edilebilecek sistemler yalnızca geliştiricilerin hayal gücüyle sınırlı.

Sürdürülebilirliği temel alan Ocean Protocol geliştirdiği sistemlerle hem veri alanına hem de blokzincir teknolojisine yeni bir soluk getiriyor. Zaman içerisinde yarattığı çekimle büyüyerek yollarına devam edeceklerine şüphe yok.

--

--

Kripto Türkiye

Kripto ve Blokzincire dair detay incelemeler ve araştırmalar. Araştırma, İnceleme, İnkübe - Kripto Türkiye